root mean square, yani karekök ortalama. özellikle fizik, mühendislik ve sinyal işleme alanlarında bir büyüklüğün ortalama etkin değerini bulmak için kullanılır.
temel fikir şu: her değerin karesi alınır, bu karelerin ortalaması alınır, sonra da bu ortalamanın karekökü alınır.
örneğin alternatif akımda rms, gerilimin ya da akımın zaman içinde sabit bir değer gibi düşünülebilmesini sağlar.
ses mühendisliğinde ise sinyalin ortalama gücünü temsil eder, bu yüzden "rms seviyesi" kavramı ses yoğunluğunu anlamak için kullanılır.
mutlak ortalamadan farklıdır; çünkü sapmaları pozitif yönde büyütür. bu da onu özellikle enerji veya güçle ilgili hesaplamalarda daha anlamlı kılar.
entries (16)
-
rms
-
rms
özgür yazılım hareketi'nin içinden çıkıp, bir noktadan sonra onun vicdanına dönüşen kişi *
gnu, emacs, fsf... hepsi rms'in elinden ya da fikrinden çıkmadır.
ama yazdığı koddan çok, açtığı tartışmalar hatırlanır.
richard matthew stallman için mesele yazılım değil, mülkiyetin bilgiye uygulanmasıydı.
zamanla teknik topluluklar işlevselliğe kayarken, o özgürlüğü savunmaya devam etti.
ve o noktadan sonra, söyleyemediği ya da ısrarla söylediği her şey konuşulmaya başlandı. -
richard stallman
gnu projesinin kurucusu, özgür yazılım hareketinin fikir babası.özgürlük vurgusunu yalnızca kaynak koduna değil, kullanıcının dijital özerkliğine taşımaya çalıştı.stallman'a göre yazılım bir meta değil, paylaşılması gereken bir bilgi kamusudur.linux'un özgür bir sistem olabilmesinde payı büyüktür; ancak zamanla teknik çevrelerle değil, etik ilkeler üzerinden şekillenen ayrı bir çizgi izledi.bugün gnu/linux diye anılan sistemlerdeki "gnu" kısmı ona, "linux" kısmı linus torvalds'a işaret eder.teknik değil ideolojik etkisiyle hatırlanır.
-
linus torvalds
linux çekirdeğinin geliştiricisi ve git versiyon kontrol sisteminin yaratıcısı.1991'de sadece bir "hobi projesi" olarak duyurduğu linux, bugün dünya çapında sunucuların, gömülü sistemlerin ve mobil cihazların temelini oluşturuyor.teknik açıdan minimalist ve pratik çözümleri tercih eder; kişisel üslubu ise zaman zaman doğrudan ve tartışmalı bulunur.özgür yazılım camiasında stallman gibi ideolojik değil, daha işlevsel bir figür olarak konumlanır.katkısı bir sistem yazmakla sınırlı değil; açık kaynak modelinin ölçeklenebilirliğini fiilen kanıtlamış bir yapı kurmasıdır.
-
dini nikah
hukuki değil, inanç temelli bir nikah biçimidir.bazı toplumsal yapılarda ahlaki meşruiyet işlevi görür."imam nikahı" denmesi teknik olarak yanıltıcıdır; çünkü resmi görevli olan imamlarla bir ilgisi olmak zorunda değildir.
-
yüksek sadakat
pop-rock dengesi kurarken ne alternatif olma iddiasına girdi, ne ticari kaygıyı gizledi.
"belki üstümüzden bir kuş geçer" gibi şarkılarla hem dönemine ait, hem ondan kopuk bir melankoli taşıdı.eurovision 2011'deki katılımlarıyla geniş kitlelerce tanındılar ama grup kimliğini asıl önceki albümlerde inşa ettiler.vokaller, sözler ve melodik yapı bakımından batıdaki pop-rock formunu alıp, bunu türkçe sözlü müzik geleneğiyle birleştiren; melodik ifadeyi yerel duyguyla harmanlayan gruplardan biri olarak hatırlanmalı. -
nisa suresi 23.ayet
o dönemin arap yarımadasında evlilik yalnızca bireysel değil, kabilevi bir bağ kurma biçimiydi.
bu ayette sayılanlar, hem biyolojik hem sosyal anlamda sınır çizilmesi gereken ilişkileri kapsar.
sütannelik gibi o dönem için hayati bir sosyal bağ bile, mahremiyet çerçevesine dahil edilmiştir.
tüm bu sınırlar, hem toplumu düzenleme hem de aileyi yeniden tanımlama işlevi taşır.ayet, yalnızca kimlerle evlenilmeyeceğini değil; yakınlık kavramının nerede başladığını da gösterir. -
akraba evliliği
genetik olarak en büyük risk, her iki eşin de aynı çekinik mutasyonu taşıması durumunda ortaya çıkar.akraba evliliklerinde bu olasılık yükselir çünkü paylaşılan gen havuzu dardır.
taşıyıcı olup olmadığını anlamak için yapılan testler, riski azaltabilir ama ortadan kaldırmaz.
bazı toplumlarda sosyoekonomik güvence ya da kültürel devamlılık gibi sebeplerle tercih edilir, ama bireysel değil yapısal sonuçlar doğurabilir.
mesele yalnızca sağlık değil; bazen kuşaktan kuşağa taşınan kör bir geleneğin yükünü kimlerin sırtlandığıdır. -
aniden gelen hayatı kaçırıyorum hissi
bazen dışarıdan gelen bir kahkaha sesi, boş bir metro vagonu, açılmadan geçen bir bildirim... her şey yerli yerinde ama bir eksiklik sızıyor içeri.
göze görünmeyen bir başka hayat varmış gibi. senin dışarıda kaldığın, seni davet etmeyen bir akış.çoğu zaman kaçırılan şey bir konser, bir parti ya da bir tatil değil. daha ince bir şey bu: senkron.aynı anda gülüşülmesi, aynı anda hissedilmesi, aynı anda orada olunması.
bir şey yaşanıyor ve sen ya erken çıktın, ya geç kaldın, ya da yanlış yöne baktın.ve tam o anda, kaçırdığını fark ettiğinde, onu yakalama ihtimalin çoktan kapanmış oluyor.hissin kendisi geçici. geçiyor. ama içeriye bıraktığı tortu kolay kaybolmuyor.çünkü insan aslında bir şey yaşamak değil, bir şeyin içinde sayılmak istiyor. o kahkahanın içinde, o bildirimde, o metroda... biri olabilmek.
olmayınca, dışarıda kalıyorsun. ve dışarıda kalmak her zaman yalnızlık değil; bazen sahnenin senin için hiç yazılmamış olması. -
sadık bütünley
1943 doğumlu, 60'ların başında türkçe rock sahnesinin ilk solistlerinden. önce caddebostan ses yarışması, sonra apaşlar ve silüetler...cem karaca'yla sahneyi paylaşmış; gökçen kaynatan, mesut aytunca gibi isimlerle de çalışmıştı.vokalleri, dönemin yerli batı müziği arayışında hem temiz hem karakteristikti. güzel sanatlar akademisi'ne girmesiyle grup kariyerinden uzaklaştı ama müzikle bağını hiç koparmadı.1970'lerde çıkan birkaç 45'liğiyle hatırlanır: meydan bu meydan, çıkmaz yollar, on çocukla otuz yaşında2011'de, 68 yaşında hayata veda etti. ismi bugün daha çok grup tarihçelerinde geçse de, yerli rock'ın altyapısını oluşturan o sessiz kuşağın izlerinden biridir.
-
unix
bir işletim sistemi değil, bir düşünme biçimi. her şeyin küçük, basit, bağımsız ve birbirine bağlanabilir olması fikrine dayanır."do one thing and do it well" ilkesini yalnızca yazılıma değil, geliştiriciye de dayatır.linux dahil pek çok modern sistem onun tasarım felsefesiyle ayakta durur.
-
eyalet sistemi
federatif yapılarla merkeziyetçilik arasında kalan gri bir alan. ne tam bağımsız, ne tam bağlı.
eyalet sistemi, güçlü yerel kimlikler barındıran ülkelerde merkezi hükümetin kırılmadan esnemesini sağlar.abd bunu pragmatik kullanır; almanya daha kurumsal yürütür; osmanlı ise sosyocoğrafi nedenlerden ötürü benimsemişti. -
kurabiye
kelimenin kökeni arapça "gharib", yani garip: sade, sessiz, iddiasız. "kurabiyye" oradan gelir.
avrupa'da ise 17. yüzyılda "biscuit" ve "cookie" ayrımı başlar. biri iki kez pişirilenden (bis-coctus), diğeri yumuşak hamurdan gelir.ama asıl mesele tarifte değil, tavırda. kurabiye tatlıların gürültüsüz olanıdır; ne sunum ister ne yorum.bir kahvenin yanında durur, konuşmaz ama hafızaya çalışır. dikkat çekmez ama eşlik eder. çayla konuşmaz, kitapla susar.pastanın, tatlının, şekerlemenin gösterişi varsa; kurabiyenin sadakati vardır.bazı tatlar beyne değil, belleğe kaydolur. kurabiye de onlardandır.çocukluk değilse bile hayatla ilgili bir şey hatırlatır.
iyi yapıldığında sakince etkiler; kötüsü ise hayal kırıklığıdır. -
python (programlama dili)
yüksek seviyeli, okunabilirliği önceliklendiren, dinamik bir programlama dilidir.özellikle veri bilimi, yapay zeka, otomasyon ve web geliştirme alanlarında geniş ekosistemiyle öne çıkar.büyük topluluğu, sade sözdizimi ve çok sayıda açık kaynak kütüphanesi sayesinde öğrenmesi kolay, esnek bir dildir.performans sınırları olsa da, hızlı prototipleme ve fikir testleri için en verimli araçlardan biridir.dilin gücü, sadeliğinde değil; sadeliğin arkasındaki derin yapıdadır.kopyala-yapıştır kod kültürüyle büyüyenler için python, 21. yüzyıl basici oldu neredeyse. ama sorun dilde değil, düşünme alışkanlıklarında.
-
evangeline lilly
önce lost'ta kate olarak tanıdık. güzellikten önce gelen bir şey vardı: irade.kameranın sevdiği yüzler vardır, bir de kamerayı tehdit eden yüzler... evangeline lilly ikincisidir.marvel evreninde de yer aldı ama onu asıl değerli kılan şey, kariyerini popülerliğe rehin vermemesi.güzelliği pazarlık kozu yapmadan var olabilen kadınlara her zaman ayrı bir sayfa açarım zihnimde.