berbat bir histir.
geldi mi gitmek bilmez.
bu his geldikten sonra insan, kendi üzerinde inanılmaz bir baskı hisseder.
bu his bazen bir molada uğrar insana, bazen dikkatinizi herhangi bir şeye vermeniz gereken en önemli anda...
insanın; hayattaki amacını, kendi yaşamını her yönüyle sorgulamasına neden olur.
geçmişteki pişmanlıklar, yaşanması mümkün olan ama yaşanamayan mutluluklar, kaçan fırsatlar, keşkeler...
akın akın gelir her biri, durmaksızın... insanın beynini tamamen kuşatıp, işgal etmek istercesine...
-
-
bazen dışarıdan gelen bir kahkaha sesi, boş bir metro vagonu, açılmadan geçen bir bildirim... her şey yerli yerinde ama bir eksiklik sızıyor içeri.
göze görünmeyen bir başka hayat varmış gibi. senin dışarıda kaldığın, seni davet etmeyen bir akış.çoğu zaman kaçırılan şey bir konser, bir parti ya da bir tatil değil. daha ince bir şey bu: senkron.aynı anda gülüşülmesi, aynı anda hissedilmesi, aynı anda orada olunması.
bir şey yaşanıyor ve sen ya erken çıktın, ya geç kaldın, ya da yanlış yöne baktın.ve tam o anda, kaçırdığını fark ettiğinde, onu yakalama ihtimalin çoktan kapanmış oluyor.hissin kendisi geçici. geçiyor. ama içeriye bıraktığı tortu kolay kaybolmuyor.çünkü insan aslında bir şey yaşamak değil, bir şeyin içinde sayılmak istiyor. o kahkahanın içinde, o bildirimde, o metroda... biri olabilmek.
olmayınca, dışarıda kalıyorsun. ve dışarıda kalmak her zaman yalnızlık değil; bazen sahnenin senin için hiç yazılmamış olması.